Değerli Eko Haber okuyucuları,

Geçen hafta yazımda doğru solunum yaptığımızda bedenlerimizde oksidatif stres yükünü azaltabileceğimizden bahsetmiştim. Bu oksidatif stres denilen olayı sizlere basitçe açıklamak istiyorum.

Çünkü başımıza ne geliyorsa bu oksidatif stres yüzünden geliyor.

Oksidatif stres enerji üretimiyle yakından ilgilidir. Enerjinin para birimi ATP’dir. Biz yaşarken, sürekli olarak, olan mitokondrilerde üretilen ATP’leri harcarız. Mitokondriler bedenlerimizdeki enerji üretim santralleridir ve bu santraller de ATP üretimi için besinler oksijen ile yakılır. Bu sırada az miktarda dengesiz oksijen molekülleri de ortaya çıkar.  Bu moleküllere serbest oksijen radikalleri diyoruz. Bunlar dengesiz olduklarından hücrede DNA başta olmak üzere sağa sola saldırırlar ve hasar yaratırlar. Ama merak etmeyin... Normal sağlıklı koşullarda oluşan bu az miktardaki serbest oksijen radikalleri vücudumuzdaki antioksidan sistemler tarafından etkisizleştirilir ve sorun olmaz. Ama çeşitli nedenlerle serbest oksijen radikalleri çok fazla oluşmaya başlarsa, vücudun antioksidan sistemleri onları etkisizleştirmede yetersiz kalır. Bu durumda serbest oksijen radikalleri DNA’yı, hücre içindeki çeşitli yapıları, genel olarak bedeni hasarlar. İşte “OKSİDATİF STRES” denilen tablo budur.

Bedende oksidatif stres yaratan faktörlerin başında sağlıksız yaşam gelmektedir. Bunlar arasında;

·         Uzamış stresli koşullarda yaşamak,

·         Egzersiz yapmamak,

·         Doğru solunum yapmamak,

·         Sağlıksız beslenmek,

·         Sigara içmek,

·         Aşırı alkol tüketmek,

·         Uykusuzluk,

·         Ağır metallere maruz kalmak,

·         Kirli hava solumak sayılabilir.

Bu listeden yola çıkarak yaşam biçimlerinin iyileştirilmesi oksidatif stresten korunmanızı sağlar.

Menülerinizde bol işlenmiş ve rafine gıdaları, şekerli yiyecek ve içecekleri, doymuş yağları bol bulunduruyorsanız, sık sık ve aşırı miktarda yemek tüketiyorsanız sağlıksız besleniyorsunuz demektir. Oysa diyette bol bitkisel, lifli menüleri bulundurmak, çoklu ve tekli doymamış yağları (en iyisi polifenol zengini soğuk sıkım zeytinyağı) ana tüketilen yağlar olarak seçmek, her renkten sebze ve meyveleri sağlıklı koşullarda tüketmek antioksidan molekülleri bol miktarda almamıza ve dengenin sağlanmasına yardımcı olacaktır. 

Düzenli egzersiz yapmak da antioksidan etki yaratmaktadır. Sigara ve alkol tüketmemek, kilo kontrolü yapmak, uyku kalitesine dikkat etmek gibi diğer birçok öğeyle birlikte sağlıklı bir yaşama yönelmek oksidatif stres yükünü azaltarak “oksitatif denge skoru”nu yükseltecektir. Yani vücudumuzdaki antioksidan gücü artıracaktır.

Oksidatif stres yükü devam ederse çeşitli hastalıklar, örneğin, kalp damar hastalıkları, metabolik sendrom, diyabet, çeşitli beyin hastalıkları, kanser, akciğer hastalıkları ve astım vb. ile yüzleşme riski de artar.

Günümüzde oksidatif stres yaşlanmanın temel mekanizmalarından biri olarak gösterilmektedir.

Eğer yukarda bahsettiğim sağlıklı yaşam formlarını hayatınıza alırsanız, sağlıksız olanları yaşamlarınızdan çıkarırsanız bedenlerinizin antioksidan gücünü artırır ve böylece oksidatif stresten uzak sağlıklı ve uzun yaşamın kapılarını açmış olursunuz. 

Karar sizin...

Dengede ve Mutlu Kalın!