İş Hayatına Doğru Bakış

Hayallere giden yol: Başlamayı başarmak



Hayallerimizin peşinden koşmak denen garip bir ismin arkasına saklanır kalırız biz de. Ne zaman ki duvara çarpana kadar. Evet, belki bazen hedeflerin yüksek tutulması, ön görüyü, ileri görüşlülüğü simgelese de, bazen de çöküşün başlangıcı olarak karşımıza çıkıveriyor, zamanı da peşinden sürükleyerek.

Bunun en önemli sebebi ise kendimizi sorgulamayıp tanımamamız, belki de tanıdığımızı zannedip, önemsememek. Kendimize yalan söylemek, samimi olmamak.  Artık bıraksak bunları, kendimizi tanımak için, kendimize şans versek, kendimize Doğrucu Davut olsak, dokuz köyden kovmadan. Nereden başlamamız gerektiğini, bilsek, bilsek ki hedeflerimize adım adım ilerlesek. Önce sırayla okullarımızı bitirmeyi hedeflesek, sonra doktor olmayı seçsek. Önce Bursa’da sonra ülkemizde en iyisi olup sonra dünya devi olmayı önümüze hedef koysak. Yapmayın, etmeyin. Sırayla gitmeyi, sindire sindire, basamak basamak çıkmayı bilmiyoruz. Her yaşanması olası başarısızlık, kendimize olan güvenimizi, kaybettiriyor. Her olası hedef sapması, çalışanın firmasına olan aidiyetini sarsıyor.  Güvensiz kişilikler, güvensiz şirketler doğmaya, büyümeye başlıyor. Açın önünüze işletmelerin dünyaya açılan pencereleri olan internet sitelerini, en büyük holdingin hedefi de dünyada liderlik, küçük sanayideki tornacı Ahmet ustanın da. Neden böyle diye sorduğunuzda ise aldığınız cevap, onlar için oldukça net. “Biz hedefi büyük tutalım da, insanlar boşlamasın.” İnanın bu cevabı ya da benzerini çok duydum. Çünkü yüzde 98’i KOBİ ve aile işletmeleri olan bir ülkede yaşıyoruz. Hedeflere 40 m2’lik atölyelerden 40 bin m2’lik fabrika binalarına geçmekle ulaşılmıyor. Bu değişimin beyinlerde yapılması gerekiyor. Yoksa elinizde yeni bir 40 bin m2’lik atölyeniz olur. Genelde böyle manzaralar çoğunlukta.  Hal böyle olunca da plansız büyümeler, geriye giden ekonomi, en ufak sarsıntıda iflas eden kimlikler, işletmeler, hep yerinde sayan bir Türkiye. Oysa ki bu değişimi, doğru, başarılabilir, ulaşılabilir, tutarlı, zaman odaklı, fiziki olarak küçükken bile yapabilirsiniz. Sistemleşebilir, sistemleştirebilirsiniz. Önemli olan başlamayı başarabilmektir. Bunun için de kendimize bir yol belirleyip başardıkça yeni yollar, hedefler çizebilmeliyiz. Büyük hedefleri parçalayıp, tane tane yürüyebilmeliyiz. Yoksa hep erteliyor, hatta aman ya nasıl olsa yaparım cümlelerinin arkasına saklanabiliyoruz. Hadi doğru hedefler için çalışalım, o hedefler için çabalayalım. Kolay mı? Hiç değil ama başlamayı başarabilmek kolay…

Bağımsız üyelere talep artıyor

Bağımsız yönetim kurulu üyelerine olan talep ilk olarak SPK’nın getirdiği yasal zorunlulukla 2012 yılında arttı. SPK’nın tebliği ile şirketlere yönetim kurullarındaki üyelerin en az 3’te 1’inin bağımsız olması zorunluluğu getirilmişti. Yıllar içinde bağımsız üyelik, pek çok şirket için yasal zorunluluktan çıkıp sürdürülebilir gelişme için kendilerinin tercih ettiği bir durum haline geldi. Halka açık olmayan şirketler de bağımsız üye talep etmeye başladı. Yurtdışında yönetim kurullarının ağırlıklı olarak bağımsız üyelerden oluştukları düşünülürse gelecekte bu role olan talep çok daha artacak gibi görünüyor.

Şirketlerde yeni trend Mindfulness

Mindfulness (bilinçli farkındalık) uygulamaları son yıllarda hem bireyler hem de kurumlar açısından oldukça popüler. Şimdiki anın farkına varmak, stresi azaltmak, mutluluğu arttırmak ve odaklanmak isteyenler mindfulness’a başvuruyorlar. ABD’de şirketlerin yüzde 22’si mindfulness uyguluyor. Türkiye’de ise şirketler son iki yıldır mindfulness’ın önemini keşfetti. Bu şirketlerden biri olan Aksigorta’da üst yönetim 5 hafta boyunca mindfulness eğitimi aldı. Üst yönetim toplantılarda verimsizlik fark ederse 5 dakikalık mindfulness araları veriyor.

Türk iş liderlerinin en iyi olduğu iki konu umut ve iyimserlik

Türk İş Dünyasında Psikolojik Sermaye Araştırması, ülkemizdeki yöneticilerin pandemi sürecindeki tutumları ve psikolojik sermayelerine ilişkin önemli sonuçları ortaya çıkardı. Türkiye İnsan Yönetimi Derneği, Execution Partners ile yaptığı ortak çalışma ile yeni bir araştırmaya imza attı.

Psikolojik Sermaye konusunda literatür taraması yoluyla derlenerek oluşturulan bütünsel ve özgün bir endeks çalışması olan bu çalışmanın sonuçlarına göre, C-suite üst düzey yöneticilerin, özellikle UMUT ve İYİMSERLİK başlıklarında kendilerini daha iyi değerlendirdikleri, bunların yanında özellikle YILMAZLIK başlığında ise göreceli olarak daha düşük değerlendirdikleri gözlemlendi.

 

Bu köşe FAVEO Eğitim & Danışmanlık katkılarıyla hazırlanmıştır.

www.faveo.com.tr - barisgul@faveo.com.tr