Farkında mısınız bilmem ne kadar çok kullanıyoruz bazı sözcükleri.
Ve o sözcüklere bilerek ya da bilmeyerek ne kadar çok anlam yüklüyoruz.
Bir uzman dengeli beslenme üzerine konuşur, ballandıra baldıra yiyecek ölçüleri ve zamanlarını anlatır; yemek yemeyi, zamanını, ölçüsünü bilmeyen günümüz insanına...
Dengeli yaşamak üzerine ne tatlı sohbetler olur, özellikle sohbet konusu kısır taze ortamlarda.
Spor yapmak, vaktinde yatmak, ölçülü ve zamanında yemek yani dengeli yaşamak...
Bugünün en önemli konularından biri: DİYET!
Yıllarca aynı biçimde yaşamış, kırkından sonra birazcık göbeği yağlanmış herkeste bir panik, bir panik... Çevremizde varsa zayıflamış bir tanıdık, hemen onun gittiği diyetisyende alıyoruz soluğu.
Efendim o diyetisyenden randevu almak ise ne mümkün. Araya girmek için bir mücadele, bir torpil aramalar değmeyin gitsin.
İlk randevu:
-Ooooo bu ne kilo böyle...
-Sormayın ne yesem yarıyor.
-Merak etmeyin hallederiz. Siz çıkın şu aletin üzerine, elinize de şu butonları alın.
Sonuçta aşağı yukarı herkesin elinde aynı liste.
100 kiloluk erkeğin yiyeceği yiyecek miktarıyla 68 kiloluk bir kadının yiyecek miktarı neredeyse gramlarla farklı.
Sonuç keskin kilo kayıpları ya da bir sabah kapıda bir ambulans.
Teşhis: Hipoglisemi.
İki insan aynı kiloda olabilir, aynı bölgeleri de yağlanmış olabilir.
Ancak iki insan, ayrı iki dünyadır. Günlük aktivitelerden, beslenme saatlerine; yediklerinden, içtiklerine kadar o kadar ayrıdırlar ki bir insana verdiğiniz yiyecek miktarı birine çok iyi gelirken diğerini öldürebilir.
Muhakkak ki alınan kaloriden azını tüketmek iyi değildir. Birçok hastalık bu yüzden ortaya çıkar; tamam da her hastalığa da aynı ilaç çare olamayacağı gibi, diyetin de bir şablonu yoktur.
Dengeli beslenelim derken mağdur olan birçok insan hastalığın pençesine düşmüşken, yaşam biçimini, yaşı, cinsiyeti, metabolizmayı göz önünde bulunduran bir uzman hekimle diyet yapmamız gerektiği gerçeği artık gün gibi ortadadır.
-Her şey denge midir peki?
-Hayat hep dengeler üzerinde mi durur?
-Tıpkı diyette olduğu gibi, birinin dengesi, diğerinin dengesizliği olamaz mı?
Çevremizde hep akılcılıkla meslek edinen, evlenen, hesap yapmadan adım atmayan insanlar vardır.
Bu insanların her şeyleri dengelidir. Mantık evliliği yaptım derler, bu işe aklım bastı yoksa yapmazdım derler. Hep ölçerler, biçerler...
Ama bir bakarsınız doğaçlama yani hesapsız yaşayan birine göre berbat bir evliliği, başarısız bir iş hayatı oluvermiştir.
Sevdiğiyle her şeye rağmen evlenmiş, geçmişte yaşananları, hataları sineye çekmiş, fakirliğe aldırış etmemiş, başka şehre göçmeyi göze almış ve olduğu gibi kabul görmüş bir kızımız, sırf zengin diye evlenen hesapçı kızımıza göre daha güzel bir ömür sürmemiş midir?
Hayat doğru ile yanlışların harmanıdır aslında.
Her zaman hesap tutmaz.
Hani deriz ya “evdeki hesap çarşıya uymadı” diye tam da öyle işte!
Doğrular yanlışa yanlışlar doğruya çıkar ve hayat geçer gider…
Hayat ekranımızda “The End” yazmadan bence şu denge işini gelin bir daha düşünelim.
Dengesizliğin dengesinde güzel günler diliyorum.
Sevgilerimle…
(Kafamın Tasını Attıran Şeyler kitabımdan)